>baba garti
Şubat 23rd, 2011 § 2 Yorum
>Mekteb-i Sultani’nin efsanevi matematik hocalarından Yomtov Garti (Baba Garti) aramızdan ayrılmış. Üzüntüyle öğrendik maillerden.
Ben kendisini tanıma şerefine erişemedim. Hakkında okudukça kıskandım öğrencisi olanları.
Sanırım son zamanlarında kaleme aldığı bir yazısı bu, yadigar kalmış bizlere.
Şöyle demiş:
“Son olarak gençlere bir tavsiyem olacak. Hayatta verdiğiniz bir karardan dönmeyin, verdiğiniz kararları sonuna kadar uygulayın. Tabii ki bu çok kolay bir şey değil, çünkü hiç kimse durumundan memnun değildir. İbranicede bir atasözü vardır: “Kim zengindir? Durumundan memnun olan zengindir”
O kadar sevdim ki bu sözü; durumundan memnun olan zengindir, ne kadar güzel.
Her şeyin en doğrusu, ne iyisi, en güzeli, en kalitelisi diye çırpınıp duruyoruz hayat boyu.
Kime göre? Neye göre? Kimle ya da neyle yarışılıyor? Nedir bu hırs? Mutluluğun anahtarı bu mudur?
Bence değil. Gerçek mutluluk ancak elindekiyle mutlu olmayı bilebildiğin gün geliyor. Elindekiyle yetinebiliyorsan ve sınırlarını, kapasiteni biliyorsan eğer gerçekleşiyorsun aslında.
Tam anlamıyla zenginim diyebilmek en büyük dileğim
>cam
Şubat 11th, 2011 § 2 Yorum
>
Dün akşam gittik ‘Cam’ adlı oyuna. Bir süredir çok gitmek istediğim ama denk getiremediğim bir oyundu. Gittim, gördüm, rahatladım.
Oyuna dair düşüncelerimi sıralayayım hemen zira yazının konusu bu
*Oyun da oyuncular da ortalamanın üzerinde başarılılardı bence. Bazı ham ve oturmamış yerler vardı elbet, mesela Dolunay Soysert’in oyunu nedense çok yordu beni.
*Mete Horozoğlu sayesinde izleyici popülasyonunun %90′ı kadındı
Sahneye çok yakışıyor kendisi ve de başarılı oldukça. Özellikle son sahnelerde devleşiyor. (Küsel adam)
*Profilo’da gittim oyuna. Salonun tasarımı çok kötü, yeterli eğim verilmemiş olduğu için kafaların arasından izlemek zorunda kalıyor insan.
*Arada frigoları 5 tl.ye satıyorlar. Nostalji olsun diye aldık yedik birer tane ama ı-ıh, bozmuş çok.
İyi gunner ve T.G.I.F
>exlibris
Şubat 9th, 2011 § 3 Yorum
>yine hastası olduğum bir konu: EXLIBRIS
kitapları yalnızca manevi anlamda değil, cismen de seven insanlar için nefis bir şeydir exlibris.
kendim de çalışıyorum ama bir tasarımı stampa haline getirmek çok kolay değil. vektörel çizim vs. yapmak lazım, uğraşamıyorum.
kitaba yapıştırılmış halinin de fotosunu koyarım buraya.
>hastasıyız doktorun
Şubat 8th, 2011 § 2 Yorum
>
evet, ailecek hastasıyız bunların biz. ben ve efe sevdiğimiz için, baba da sürekli yere saçılmış duranlara basıp can acısından hoplayarak evde dolaşmak zorunda kaldığı için.
efe’ye oyuncak alırken en büyük kıstasım şu oluyor: bakalım ben seviyor muyum? ola ki kendisiyle oynamak zorunda kalınacaksa diye düşünerek, kesinlikle önceliği kendi hoşuma giden oyuncağa veriyorum.
bunlar da o hesap alındılar. öyle pek hayvansever bir tip olduğumdan değil de, değişik faunalara olan ilgimden. mesela tatu nedir? neden avusturalya kıtasında dünyanın en ilginç hayvanları yaşar? şeklindeki sorular hep ilgimi çekmiştir. (tatu:armadillo)
sonuçta joker’e her girdiğimde açgözlü bir şekilde bu hayvan replikası tüplerinden aldım. konular da nasıl ilginç: galapagos hayvanları, çöl hayvanları, kutup hayvanları vs. bayılıyorum, bayılıyorum…
‘aman allahım dev bir galapagos kağlumbağası!!’ ya da ‘işte bir almanya dağ sıçanı’ nidalarıyla oyunlar oynuyoruz. en eğlenceli oyunlar 100′ü aşkın minik hayvanı ikiye bölüp hangi hayvan daha güçlüdür (bir nevi kim kimi döver oyunu) ya da dünya üzerinde karşılaşmasız olanaksız hayvanlar oyunu
bir fille penguen gibi mesela. oyunlar itina ile öğretme maksatlı olmayıp tamamen eğlenme ve cıvıtma şeklinde olduğu için ikimiz de çok keyif alıyoruz. öğreniyoruz da da tabii birşeyler
böyleyken böyle.
>zerdiben
Şubat 3rd, 2011 § 5 Yorum
>yıllarca cem karaca’nın resimdeki gözyaşları şarkısını şöyle söyledim ben:
buuu zerdibeniii yaşasaydın ve görseydiiiin…. !! şeklinde
nedense ‘zerdiben’ denen bişey olduğuna kanaat getirmişim ‘cehennem’ falan gibi.
biraz önce öğrendim acı gerçeği, şaşkınım
tööbe allaam.
>hayat çok boş
Şubat 2nd, 2011 § 8 Yorum
>defne joy’a çok üzüldüm. hayat gerçekten çok boş ve anlamsız geliyor böyle gencecik insanlar ölünce…
umarım bebeciği annesiz kalmanın acısını hissetmez, sabırlar dilemekten başka elden ne gelir.
hatta abartıp, şöyle bir duvar görünüşüne de baktım çizip
çizmeden çivi çakmam arkadaş!
>müzük
Ocak 31st, 2011 § 5 Yorum
>büzük gibi oldu, ama konumuz müzik hemşireler.
şaka gibi ama,
böyle hem cd player, hem mp3 player dock’u olan ve adam gibi ses veren bir müzik sistemi bulamadım gitti. yok değildir elbet, ama öyle en pahalısından olmayacak tabi. (çok param olsa gidip bose’un şu wave sistemini alırdım ama yok)
çevremdeki herkese sordum. insanlar ya bilgisayardan ya da tvden dinliyor müziği ve herkes muzdarip bundan.
şimdi deyin bakalım, siz nerden dinliyosunuz bu müzüğü evinizde?
nasıl solüsyonlar ürettiniz hakkaten?
>tarihe not / küsel bir gün :)
Ocak 13th, 2011 § 4 Yorum
>
ali sami yen’de iki kez maça gitmişliğim var. sene 92 / 93 falan olmalı.
ilki gündüzdü, as roma maçıydı. toparlanıp gitmiştik öyle. hatta klüpten okula bilet vermişlerdi de öyle gitmiştik sanırım.
ikincisi manchester united maçıydı, biraz kanlı geçmişti bekleyiş süresi
polisler, coplamalar falan. ne manyaklık allahım.
üçüncüsü de bu işte. bu sefer arena’nın açılışına kısmetse.
futbolla zerre kadar ilgili değilim, mimar kontenjanından gidiyorum.
vatan millete hayırlı olsun
>dilli düdü
Ocak 11th, 2011 § 3 Yorum
>düdük değil, düdü. söylenişi böyle daha güzel diye.
bizim çocuk bildiğin bir dilli düdü oldu.
uzun süredir düzgün konuşuyor ama pek bir tatlılaştı konuşmaları son zamanlarda.
3 yaşın etkisi midir nedir, anneciğimler, babacığımlar, seni çok özleyeceğim anneanneciğimler, yapabilir misin / edebilir misin lütfenler…
şaşıyorum, pek hoşuma gidiyor ve kime benzedi bilemiyorum
kesinlikle tatlı dilli biri değilim (ki öyle olmayı, azıcık kırılıp bükülebilmeyi isterdim doğrusu)
babası bana göre iyidir bu konuda gerçi, ona benzedi helhal.
>yaş 3
Ocak 3rd, 2011 § 22 Yorum
>efe bugün tam 3 yaşında.
yine böyle soğuk bir gündü, yılın ilk karı ile beraber gelmişti kendisi 3 yıl önce.
onunla ilk tanışmamız anestezist ve benim suratıma işemesiyle oldu. açıkçası hiç de böyle hayal etmemiştim. hani onun yüzünü görünce bulutlara çıkıp nirvana’ya erecektik? nirvana çiş olmasa gerekti.
ayrıca 33 yaşında anne olmama rağmen bunca yıl kimse bana bebeklerin doğduklarında çirkin olduklarını söylememişti.ne bileyim, ben sözde pek güzel doğmuşum, oya gibi yüzün vardı derdi annem. ben de efe’den aynı performansı bekliyordum elbette, hatta emindim. ama gel gör ki, efe babasının 60 küsür yaşındaki dayısının küçük bir kopyasıydı! tatar bir küçük budaydı
tabii şişlik falan vardı, anlıyordum, ama neden allahım diye sorup duruyordum içimden yine de. en azından babama benzeseydi; babam da ayhan ışık-raj kapor karışımı falandı ama taras bulba dayıya göre ehvenişerdi tabii ki.
ilk şoku atlattıktan sonra farkettik ki efe yeni doğmuş bir bebeğe göre çok ama çok az uyuyordu !
hastanede geçirdiğimiz 3 gün boyunca toplasan 5 saat falan uyumuştu, sürekli zıpkın gibi hemşirelerin kucağında dolanıyordu. allahtan memeyi tuttuydu, tutmadıydı, aç kaldıydı olmadı. toraman bir bebek olduğundan herhalde, iyi emiyor ve bu konuda bizi üzmüyordu.
ama uykusuzluk bakiydi. 20. gününden sonra çılgın kolik aylarına giriş yaptık. sanırım 5,5 ay falan ağladı. sabaha kadar çalışan fön makinesi ile bütünleşmiş ve bu güzel makineye herşeyden iyi bakar olmuştuk bozulmasın diye.
ilerleyen aylarda da kendi yatağında yatmayı, araba koltuğuna oturmayı, pusete binmeyi, biberonu, slingi ve yeni annelerin hayatını kurtaran her türlü alet edevatı reddetti. aldığımız her şey ama her şey elimizde patladı
el mi yaman bey mi yaman diyordu bize mütemadiyen ve evet sonunda biz de kabul etmiştik ki bey yamandı.
aslında her şey bu kabul edişle rahatlama yoluna girdi. ben anladım ki, her şeyin başı sabır ve biraz da teslimiyet. çocuğu kendine uydurmaya çalışma artık, sen ona uy. ritmini bozma, o nasıl istiyorsa öyle olsun. sen çok mu disiplinli büyütüldün ki, bunu çocuğuna yapmaya çalışıyorsun? sen bu değilsin.
sakin ol, çünkü her şeyin çözümü var.
güven ver ve sev. emin ol güzel olacak.
işte böyle böyle 3 yılı devirdik. sağlıklı, mutlu ve hep birlikte nice yıllara küçük sarı cücem
p.s. efe 3-4 aylıktan itibaren taras bulba dayıya benzemekten vazgeçip özüne döndü. şu an bence bana çok benziyor




